Yolunda yürüyen bir yolcunun yalniz ufku görmesi yeterli
degildir. Muhakkak ufkun ötesini de görmesi ve bilmesi gerekir.
M. K. Atatürk
TKY’nin ana unsurlari her endüstri, sektör, kurulus ya
da uygulandigi ortamin özelliklerine bagli olarak farkliliklar göstermekle
beraber, bütün uygulamalarda ortak bir takim unsurlarin bulundugu söylenebilir.
Bu ortak unsurlari asagidaki gibi özetleyebiliriz (Marchese, 1994).
1. Kaliteye odaklanma: TKY’de örgütü tanimlayan en belirgin özellik
kalitedir. Kalite yalnizca mal ya da hizmetin bir niteligi degil, bir
düsünce çerçevesi, bir örgütsel yasam biçimi, kurulusun itici gücü ve
örgüt kültürünü belirleyen bir ana ilkedir. TKY’nin dayandigi temel
olan kalite, ayni zamanda, bir kurulusa rekabet üstünlügü kazandiran
bir örgüt stratejisidir.
2. Müsteri ve tedarikçiye odaklanma:Okullar müsterileri olan ögrenci,
ögretmen, veli, çevrenin beklentilerini karsilamalidir. Kalite okullarinda
ve kalite toplumlarinda her birey hem müsteri hem de tedarikçi konumunda
oldugunu bilerek sistemin yüksek performans gösterip gelismesi için
gerekli bilince sahip olmalari, kendilerine düsen sorumluluk ve rolleri
üslenmelidir. Okulda verilecek egitim-ögretimde ögrencilerin en üst
düzeyde yararlanabilmesi için velilerle ortak çalismaya girismek kalite
okullarini temel ilkelerinden biridir. Ögrenciler, kendi gelisim ve
ögrenme süreçlerini yönetmek durumundadir.
Ögrenci ve ögretmenleri odaklanacaklari konu; kisa süreli ögrenmenin
bilimsel niteligi ve çagdasligi tartisilan not verme sistemi yerine
sürekli, plânli ve uzun dönemli entelektüel gelisimlerini ve yeteneklerini
sergilemek olmalidir.
Müsteri-Tedarikçi Iliskisi
Müsteriler Tedarikçiler Hizmetler
Ögrenciler Ögretmenler Sistem yönetimi
program gelistirme
danismanlik
liderlik
materyal ve malzeme
Idareciler Sistem analizi ve gelistirmesi
materyal ve malzeme
Bakanlik,
Il ve Ilçe Milli Egt. Müdürlügü Politika
Ögretmenler Idareciler Materyal ve malzeme
Egitimde müsteri odakliliginin bir yönü sinif içi uygulamalarda ön plâna
çikmaktadir. Ögretmen-ögrenci iliskisi yeniden tanimlanmalidir. Ögretmenlerin
amaci çagdas egitimi desteklemek olmalidir. Ögretim, ögrenci merkezi
olmalidir. Aktif ögretim sistemine göre ögrenciler bilgiye arastirma
ve kesfetme yolunu kullanarak ulasirken, ögretmen baskici ve otoriter
bir figür olmaktan çok ögrencinin gelisimini ve ilgisini izler durumundadir.
Okul yöneticileri, okuldaki süreçlerin düzenlenmesi ve çalisanlarin
gelistirilebilmesi için TKY ilkeleri ve uygulamalari konusunda iyi egitim
almis olmali ; ögretmen ve ögrencilerle, personelle, velilerle ve çevresiyle,
kuruluslarla takim çalismasi ve is birligi yapabilmelidir. Daha üst
birimler ise okul yöneticilerinin en büyük destekçisi olarak uygun politikalari
hayata geçirmek durumundadir. Il ve Ilçe Milli Egitim Müdürleri, bölgelerdeki
okullarin yöneticileri ile takim çalismasi baslatarak gerekli bilgiyi
örgüte ulastiran araci üst kurumlardir. Bu düzeyde de eski kontrolcü
ve otoriter yönetim anlayisi, yerini takim çalismasi modeline ve tüm
sistem fertlerine sürekli gelistirilmesi yöntemini birakacaktir.
3. Sürekli iyilestirme: Hizla degisen bir çevrede faaliyetlerini sürdüren
bir kurulusun da sürekli olarak degisen teknoloji, ürün, pazar ve müsteri
gereksinmelerine uyum saglamak üzere bünyesinde gerekli degisiklikleri
yapmasi gerekmektedir. TKY “Bozulmadan tamir etme.” deyisini kabul etmez.
Kuruluslarin sürekli iyilestirme ile sorunlarin ortaya çikmasini engellemeye
çalismasi gerekir.
Sürekli iyilestirme bir kurulusun varligini ve rekabet üstünlügünü sürdürebilmesinin
temel kosullarindan biridir.
Okullari da kapsami içine alan toplam kalite örgütlerinde, sistem çalisanlarinin
ve onlarin yasamlarindaki diger insanlarin da kendi öz-gelisimlerine
yönlendirilmeleri gereklidir.
Bu, Japonlarin Kaizen adini verdikleri, kisinin; kendisini, ailesini,
arkadaslarini, meslektaslarini, içinde yasadigi toplumu ve nihayet is
ortamini gelistirme konusunda hiç bitmeyecek olan, yani ölene dek sürecek
olan sonsuz bir yolculuktur. Çok ütopik gibi görünse de ise yarayacagina
dair duyulan inanç gerçeklesmesi için önemli ilk adimi olusturmaktadir.
Eger okullarin gerçek birer ögrenme örgütü olmalari bekleniyorsa, yatirimcilarla
ve politikacilarla gerekli iletisim kurulmasi; sürekli arastirmalar
yapip bilgi toplanmasi, kalite çemberleri kurularak gerekli egitimi
saglama konularinin, zaman ve para gibi gerekli kaynaklarla desteklenmesi
gerekmektedir. Gizli yetenekleri kesfetmek ve önceden kazanilan bilgi,
beceri ve anlayisi arttirmak yerine, okullarimizin; ögrencilerin basarisizlik,
yetersizlik ve sinirliligi konusuna odaklanmasi gereklidir. Okullarin
ögrenmeyi ögrenci-ögretmen enerjisinin sinirsiz ve sürekli gelismesine
yönlendirilmis, algilama, kavramlastirma, düsünce ve tepki süreci seklindedir.
“Sürekli ögrenme” görüsü ögrenciyi; ögretmenler tarafindan, ders notlari
ve sinavlarla doldurulan bir fiçi gibi degil de, kendi öz-bilgi birikimini
ve anlayisini yeni edinilen bilginin kurgusuyla kullanip, düsünce kapasitesini
sürekli bir gelisim ve iyilestirme amacina yönlendirmis fert olarak
algilamaktadir.
Okullar ögrenci basarisinin artirilmasi, ögrenci ve ögretmenlerin ögretim
süreçlerini sürekli olarak gelistirmesi ve yöneticilerin okulda ögrenmeyi
en üst düzeyde saglayacak ortami yaratmasiyla gerçeklesecektir.
Aslinda, spiral ögrenme, egitimde eskiden beri bilinen
bir yöntemdir. 1970’li yillarda Taba (1964) ilk kez spiral ögrenme kavramini
gelistiren kisidir.
Sokrates’in yillar önce kullandigi da aslinda benzer bir yöntem; ögrencileri
soru-cevap yöntemiyle yüksek düzeyde sorgulama ve anlamaya yöneltmedir.
Okullarda ögrenme, herkes için varilacak hedef degil, sürekli bir yolculuk
olarak algilanmalidir. Sayet yasam; yasamaktan alinan doyumsuz zevk,
insanin kendisi ve digerleri için duydugu sonsuz sevgi ve ögrenme için
sonsuz istek olarak algilanirsa, içsel degerlerle dolu bir yolculuk
olarak yorumlaniyor.
Böylece okul, herkesin kendini, diger insanlari ve günlük yasamin tüm
sistemlerini sürekli gelisime açik tuttugu gerçek bir ögrenme örgütü
olur.
Okullarda, sinif içi çalismalarda ögretmen ve ögrenciler, her ünitenin
sonunda beraberce neler ögrendiklerini yorumlamak ve bir sonraki konunun
nasil daha verimli ve etkili olarak islenebilecegini, toplu ve bireysel
ögrenme sisteminin nasil daha üst düzeye çikarabilecegini tartismaya
ayirmalidir.
Sürekli gelisim, okullarin günlük yasamin bir parçasi durumunda olmalidir.
Bu da dogal olarak okulda basarisizligin tümüyle ortadan kalkmasini
saglar. Toplam kalite bireysel yaklasim ve çaba sonucu kisinin özünü,
ailesini ve sonuçta tüm okul ve çevresini saran bir yaklasimdir.
Eger okullar “ögrenme örgütlerinin” öncülügünü üstlenip, tüm sisteme
ve sistemdeki tüm kuruluslara örnek bir model olustururlarsa, kalite
tüm ülkeyi ve sonunda da dünyayi kaplayacaktir.
Egitim sistemimizin sürekli iyilestirilmesi, insana verilen degeri ve
insanin gelecekteki yasaminin gerektirdigi bilgi ve becerileri elde
etmesine baglidir. Gelecegin bugünden farki oldugunu unutmamak gerekir.
Bunun için toplam kalite yönetiminin saglayacagi yararlari söyle sayabiliriz:
• Hayat boyu ögrenciler yetistirmek
• Ögrenmeden hoslanan ögrenciler yetistirmek
• Toplum için üretici üyeler yetistirmek
• Istihdam edilebilir kisiler yetistirmek
• Digerleri ile isbirligi yapmaya istekli insanlari tesvik etmek ve
desteklemek
• Sürekli gelismeci düsünceye sahip ögrenciler yetistirmek
• Toplumdaki herkes için yükselen karlar saglamak
4. Süreçlerin iyilestirilmesi: Her kurulusun bir süreçler agi oldugu
söylenebilir. TKY’de amaç bu süreçlerin en açik biçimde tanimlanmasi,
süreç içinde çalisanlarin süreci en iyi sekilde tanimalarinin saglanmasidir.
Süreçlerin müsteri gereksinmeleri ile ilgilerinin kurulmasi büyük önem
tasir.
Süreçler genellikle birden çok örgütsel birimi ilgilendirdiginden, bunlarla
ilgili sorunlarin çözümü kurulacak olan islevler arasi takimlar eliyle
çözümlenmelidir.TKY, süreçlerin sürekli olarak iyilestirilmesi sorumlulugunun
da bu takimlara verilmesini gerektirmektedir.
Bir egitim sistemi genelde, sabit yapilanma ümitlerinden, faaliyetlerden,
algilamalardan, kaynak tahsisinden, yönetimsel yapilanmalardan, degerler
ve geleneksel okul kültüründen olusur. Her sistem, birtakim süreçleri
içerir. Bu süreçlerin her birine esit olarak yapilan iyilestirmeler
çiktinin kalitesini belirler. Yeni felsefeye göre; ögrenme süreçlerinin
sürekli iyilestirilmesi, modasi geçmis “ögret ve sina” tarzi egitimin
yerini almaktadir.
Is dünyasinda oldugu gibi okullardaki kaliteli ürün, kaliteli islemler
sonucunda ortaya çikar.
Okullarda herkes bilir ki ögrenci basarisinin artip gelisimin saglanmasi
ancak uzun bir ugras sonunda yani; ilk girdi elemanlari olan ögrenci-ögretmen
ekibinin ögrenme islemlerini sürekli olarak gelistirmesi ve tüm sistemi
destekleyen yöneticilerin okulda ögrenmeyi en üst düzeyde saglayacak
gerekli ortami yaratmasiyla gerçeklestirilecektir.
Ögrenme, dogasindan dolayi okul disina tasar. Okullar, genç nesilleri
yalnizca yasam boyu ögrenme için degil, yasam süreci için de hazirlamalidir.
Okulun tüm iç ve dis müsteri ve tedarikçileri, okul sisteminin izlemcileri
ve denetçileri olarak düsünülmelidir, çünkü her ferdin hareketi, sistemdeki
diger fertleri de etkiler. TKY araç ve teknikleri, örnegin akis semalari,
sebep-sonuç diyagramlari sistemde gerçekte kimlerin “oyuncu” oldugunu
saptamaya ve sisteme ne tür etkilerinin oldugunu belirlemeye yarar.
Böylece kisiler sistemin üyeleri olarak esas yerlerini belirler, okul
ve okul üyelerinin potansiyellerini gerçeklestirme yolunda oynayacaklari
rolün ne olabilecegini daha iyi kestirebilirler.
Basarili okul, sürekli gelisimi konusunda büyük katkisi oldugu bilinen
dis ve iç çevreleri ile güçlü baglar kurabilmis olan okuldur. Her ögrencinin
en üst düzeyde ögrenme ve gelisimini gerçeklestirebilmek için gerekli
üçüncü temel prensip; sistem-süreç yönelimidir. Bireysel ögrenme için,
bilissel, duyussal, devinsel yaklasim yaninda, beyin ve kalbin birlikte
çalismasi lâzimdir.
5. Tekrara gerek birakilmamasi: Isin basitlestirerek ve standardizasyonu
saglayarak ilk defasinda dogruyu yapmak ve tekrara gerek birakmamak
TKY’nin gereklerinden biridir. Amaç, artiklara, karmasikliga ve daha
önce yapilan hatalari gidermek üzere bir isin yeniden yapilmasi için
zaman, çaba ve diger kaynaklarin kullanilmasina gerek birakmamaktir.
Hatalarin düzeltilmesi için kullanilan kaynaklarin maliyeti Deming’e
göre toplam maliyetin yüzde 20’sini, Crosby’e göre yüzde 35’ini olusturmaktadir.
TKY’de amaç bu maliyeti olabildigince düsürmektir.
6. Takim çalismasi: Katilimciligin amaci bireysel çalismalar degil;
takim çalismalari için uygun ortami saglayarak yüksek düzeyde basari
elde etmektir. Takim çalismalariyla sorunlara farkli açilardan bakma
ve daha etkili çözümler gelistirme olanagi yaratilir. Okullarda takim
çalismalari yöneticiler,ögretmenler ve ögrenciler arasinda gerçeklestirilebilir.
Takimlarin amaçlari hizmet kalitesini arttirmak, bilgi ve deneyimlerini
paylasmak ve üretken bir ortam olusturmaktir. Okulda ögretmen ,idareci
ve personelin kendi süreçleri analiz etmesi gereklidir.(Görevin ,müsterilerin
belirlenmesi, gereksinim ve beklentiler, beklentilerin karsilanma düzeyi
vb)
Egitimde TKY’ ye geçiste okul ve ögretim alaninda ortaya
çikan farkliliklar ise asagidaki karsilastirmayla belirtilmistir:
Geleneksel Ögretim Stratejisi Modern Ögretim Stratejisi
Basariyi temel almaktir. Is birligi ve dayanismayi temel almaktadir.
Basari, yapay olarak sadece birkaç kisi için sinirlandirilmis, egitim
personelinin sürece katilimi yansimistir. Sinirsiz, sürekli gelisme
ve basari yasamanin amacidir. Basari tüm çalisanlarin ve ögrencilerin
kolektif ürünüdür.
Dersler tek yönlü ve dikey iletisimle verilen ve birbirini izleyen basamaklar
hâlindedir. Sinirsiz, sürekli gelisme ve özgün kosullar içinde yeniden
yapilanan görüntüdür.
Ögrenme türüne yönelik ve sonuçlar üzerinde yogunlasmistir. Sinav siralama
ve temel degerlendirme islemidir. Ögrenme sürece yöneliktir. Amaçlar
vurgulanmali,ancak süreçle önemlidir.
Hedeflere ulasmak, okul yasaminin vazgeçilmez amacidir. Yasam bir yolculuktur.
Yasamin anlamli olmasi için, bireyin ögrenme sürecine sevgi ile katilmasi
ve haz duymasi gerekir.
Sonuca ulasildigi sürece sistem ve süreçler degistirilmez. Sistemin
bütünlügü ve özgünlügü korunmalidir. Ancak degisen kosullar, sistemin
verimliligini degistirebilir. Bu nedenle sistem,kendisini sürekli yeniden
kurmalidir.
Çalisanin isten zevk almasi gerekmez. Is,anlamli,önemli ve yararli olmalidir.
Ayni zamanda çalisanin gönül gücü ile katilacagi sekilde tasarlanmalidir.
Okul ögretimin ögrencilere verdigi kurumdur. Ögrenciler alir, ögretmenler
verir. Okul, ögrenci ve ögretmenlerin birlikte paylastiklari ortak amaçlar
dogrultusunda çalistiklari kurumdur.
Zaman, mekân ve programlar açisindan ögretmenler birbirlerinden yalitilmis
durumdadir. Zaman,mekân ve program açisindan ögretmenler,meslektaslariyla
birlikte çalisabilecek kosullara sahiptir.
Yönetim ögretmenlerin dogal karsitidir. Yönetim ögretmenlerin dogal
destekçisi ve ögretim etkinliklerini bütünlestiren bir parçadir.
Ögretmenler ögrencilerin dogal karsitidir. Ögretmenler ögrencilerle
ayni amaçlari paylasir ve onlarla isbirligi yaparlar.
Taylorist fabrika modeli, kontrol ve emir birligi saglayarak uyumlu
yönetmek için otorite,hiyerarsi ve korku bir güç araci seklinde kullanilmaktadir.
Ögretim, ögrenci,yönetim egitim uzmanlari bir ekip hâlinde çalisirlar.
Egitim programi, ögretim yöntemleri, ders süreleri, takvim,vb. üzerinde
merkezî kontrol uygulanir. Egitim programi, yöntem, zaman vb. açilardan
bölgesel kosullara baglidir. Program yönetiminde yerel örgütlerin destegi
saglanir.
Tek disiplinli ögretim yapilir. Disiplinler arasi ögretim yapilir.
Gerçek, ögretmence dogrulanmalidir. Ögretmen, tek bilgi otoritesidir
ve her sorunun tek dogru yaniti vardir. Gerçeklere ve dogrulara ögrencilerle
birlikte sorgulayarak ulasilabilir.
Test etme ve not verme, ögretmen süreci sonuçlarinin degerlendirilmesi
için, temel ögretim, bilinen dogrulari test etmek ve dogru cevaplar
üretmek için yapilir. Ögrenme sürecini ve sonuçlarini degistirmek için
test uygulanir. Ögretim giderek daha iyi sorularin olusturulmasi için
yapilir ögretim dogru sorular sorma ve alternatif yanitlar üretmek için
yapilir.
Ögretmenlerin verdigi bilgilerin büyük bölümü, ögrencilerin gereksinimlerine
uygun degildir, bu nedenle ögrenme kalici degildir. Ögrenciler, ögretmenlerden
ve diger ögrencilerden, toplumdaki bilgi kaynaklarindan ögrenir ve ögrendiklerini
gerçek yasam sorunlarina uygun çözümler hâline dönüstürerek kavrarlar.
Okulun toplumsal çevresinde yer alan insanlar ve aileler, egitim etkinliklerine
yabancidir. Okulun toplumsal çevresinde yer alan insanlar ve aileler
egitimin destekçisi ve müsterileridir. Bu nedenle egitim sisteminin,
ayrilmaz birer parçasidirlar.
Is dünyasi okulun çiktilarini kullanir. Dolayisi ile okul is dünyasi
ile iyi iliskiler gelistirmelidir. Ancak bu süreçte is dünyasinin okula
yönelik beklentilerinin belirleyici olmasina izin verilemez. Is dünyasi,
okulun varlik nedenlerinden biridir. Dolayisiyla ögretim sürecinde,
is dünyasinin beklentilerine ve gereksinimlerine dönük bir yaklasim
izlenmelidir.
Nihaî amaç; ögrenciler okulun ürünüdür. Ögrencinin okuldan gurur duymasi
gerekmez. Egitim zorunludur. Nihaî amaç, kendi yasamlarinin ürünü olan
ögrenciler sürekli olarak gelismektedir. Okul ögrencilerine yardimci
olmali, bu amaçla ögretim yasantilarini düzenlemelidir.
Örgüt içindeki bir insanin kendine özgü kisiligi, algilari, tutumlari,
degerleri ve beklentileri vardir. Çalisanin psikolojisinin ve örgütsel
ortamdaki davranisinin çok iyi çözümlenmesi gerekir. Örgütsel davranis
çözümlenirken, yöneticilerin çalisanlara yönelik varsayimlari dikkate
alinmalidir. Varsayimlar, yöneticinin bilinç disina itmis oldugu ilkeler
ve gizli inançlardir. Yönetici varsayimlar hakkinda gerçekçi çözümlemeler
yapmalidir. Yöneticinin sahip oldugu varsayimlar, çalisanlara yönelik
davranislarini temelden etkiler. Yöneticiler, ögretmene ve ögrenciye
karsi olumlu bir bakis açisi kazanabilmelidir. Güvene dayali bir okul
iklimi yaratmali ve uygun kosullar saglandiginda ögretmen ve ögrencilerin
basariya güdülenmelerinin olanakli oldugu düsüncesini benimsemelidir.
Bir egitim kurumunda, amaçlara iliskin bir görüs birligi yoksa, uyumlu
yönetsel politikalar bulunmuyorsa, iletisimsizlik söz konusuysa, çalisanlarin
yönetime katilmalari özendirilmiyorsa, egitim ögretim etkinlikleri ögrenci
merkezli olarak tasarlanmiyorsa, meslekî gelistirme programlari, egitim-ögretimin
saglanmasi oldukça güçtür
Egitim süreci, kaliteli insan yetistirmeye çalisan eylemler bütünüdür.
Nitelikli insan, nitelikli egitimin ürünüdür. Ögretmen yetistirme programlarinin
çagdas standartlara kavusturulmasi zorunludur. Ögretmenin, nitelikli
egitim verebilmesi için, güvene ve is birligine dayali bir ortamin saglanmasi,
bilgilerle desteklenmesi gereklidir. Öte yandan yönetim ve denetim konularinda
karar verme, plânlama, örgütleme, iletisim kurma, etkilesim saglama
gibi etkinliklerde ve degerlendirmede çagdas ölçütler ve yöntemler kullanilmazsa
egitimde kalite yakalanamaz. Egitim sisteminde saglanmasi istenen olumlu
davranislar, ögrenme sonunda kazanilmaktadir. Ögrencilere; etkili bir
psikolojik danisma ve rehberlik hizmetinin saglanmasi, kaliteli ögretim
ve yönlendirme için önemlidir. Egitimde kalite; egitim girdilerinin
ögretim sürecinin ve ürünlerin kalitesidir. Çagdas ögretim programlari
ve yöntemleri, ögretim materyalleri; teknoloji ve donanim kaliteye ulasmada
önemli faktörlerdir. Egitim-ögretimde standartlasma ve kalitenin en
etkin degiskenlerinden biri de gelistirilmis ögretim yöntemleridir.
Ögretimde çagdas yöntemleri, yapilan arastirmalarla izlemek ve sinif
ortamina uyarlamak, egitim kalitesinde önemli bir unsurdur. Egitim asamasinda,
tam ögrenmeyi saglayacak tüm degiskenlerin bir arada tutulmasi ve bunlarin
uyumlu çalisabilmelerini saglamasi gerekmektedir. Egitim ürününün kalitesi
onu yaratacak etkenlerin niteligi ile özdestir.
Dolayisiyla, gerekli ögretim teknolojilerinin, araç ve gereçlerinin
saglanmasi, ögretimi ve ögretim mekanlarini gelistirmeye kaynak yaratilmasi
gereklidir.
7. Is görenlerin yetkilendirilmesi: Deming’e göre, bütün sorunlarin
yüzde 85’i süreçlerden, yüzde 15’i ise is görenlerden kaynaklanir. Bu
nedenle, is görenlerin bütün sorunlarin kaynagi olarak görülüp baski
altinda tutulmalari dogru olmaz. Is gören özünde mümkün olanin en iyisini
yapmak ve yaptigi ile övünmek ister. Süreçlerden kaynaklanan sorunlarin
çözümünde büyük katkilar saglayabilirler. O hâlde, is görenlerin sorunlarin
çözümünde yetkilendirilmeleri ve karsilarindaki sistem engellerinin
kaldirilmasi gerekir. Yönetimin görevi, çalisanlarin yaptiklari isten
gurur duymalarini saglamak, serbest düsünmelerini ve sorunlarin çözümünde
yaraticiliklarini önleyen engelleri ortadan kaldirmak olmalidir.
8. Egitim ve taninma: TKY’nin en çok vurguladigi uygulama ilkelerinden
biri, isgücü kaynaklarinin sürekli olarak gelistirilmesidir. Kurulusun
kaliteye yönelik vizyonunun en açik biçimde anlasilmasini, takim çalismasinin
gerektirdigi bilgi ve yeteneklerin kazandirilmasini ve müsterilerle
etkin bir biçimde iliski kurulmasini gerektiren bilgi, tutum ve davranislarin
kazandirilmasi amaciyla is görenlerin sürekli olarak egitilmeleri ve
gelistirilmeleri gerekmektedir. Ayrica, is görenlerin gerek birey gerekse
takim olarak basarilarindan dolayi taninmalari ve takdir edilmeleri
de büyük önem tasir.
9. Vizyon: TKY uygulamalarina yön veren en önemli ilkelerden biri, kurulusun
bütün temel degerlerinin ve formüle edilmis kaliteye dayali vizyonunun
herkesin anlayacagi bir biçimde belirlenmesini, yazilmasini, duyurulmasini
ve benimsenmesini saglamak ve yapilan isle bütünlesmesini saglamaktir.
10. Liderlik: TKY ‘de liderlerin vizyon sahibi olmalari ve baskalarina
bu vizyonu asilayabilmeleri, iyi dinleyici olmalari, takimlarla uyum
içinde çalisabilmeleri ve onlari yönlendirebilmeleri, kalitenin ve müsteri
iliskilerinin önemini bilen ve sürekli iyilestirme çabalarini geregi
gibi yönlendirebilen bir kisilige sahip olmalari ön görülmektedir.
Baska bir deyisle, TKY’de “birbirleriyle daha çok konusan ve birbirlerini
daha az denetleyen” liderlere gerek vardir.
Okul yöneticileri için, toplam kalite okullarinin dört ana prensibinden
en önemlisi budur. Deming, kalitenin 14 temel ilkesinin ilki olan; “Ürün
ve hizmetin gelisimi için amaçlarda süreklilik yaratma” maddesini, yönetimin
en önemli konusu olarak belirlemistir. Ayrica, Deming, kalite konusunun
baskalarina havale edilmeyip yönetici tarafindan yürütülmesi konusunda
da israrlidir. Kalite islemleri ve ürünlerin sorumlulugu yönetime aittir.
Örnegin, isçiler kendi bildikleri gibi hareket ederek sistemin gerektirdigi
süreci yaratamazlar.
Bu is, kesinlikle toplam kalite felsefesini tüm sisteme uyarlayip en
üst kademeden en alt kademeye kadar güvenli iliskiler kurarak, ögrencilerin
önündeki engelleri yok ederek, sürekli gelisimi ögrenme yolunda onlari
güçlü kilmayi saglayacak olan yönetimin isidir. Bu, sadece is dünyasinda
degil, egitimde de yönetimin görevidir.
Yöneticilerin en önemli görevlerinden biri de; korkuyu örgüt disina
sürebilmektir. Eski, korkuya dayali, itaat, kontrol ve kumanda bazli
Taylor’cu sisteme; insanlarin yaraticiliklarini ortaya çikardigi, kendi
yönlendirdikleri ekiplerle çalistiklari ve herkesin sürekli gelisimini
amaçlayan, hep kazanmaya yönelimli kültürler yaratmaya egilimli oldugu
çagdas is yerlerinde veya okullarda yer yok.
Liderlik; yardim etme, yol gösterme ve destek olma demek; tehdit etme,
siniflandirma ve cezalandirma degil.
Egitim liderleri, TKY ilke ve uygulamalarinin okul kültürünün bir parçasi
olmasi için çaba göstermelidirler.
Bunu da ancak, tüm okul elemanlarinin is birligi sonucunda gerçeklestirebilir
ve gözle görülür sonuçlar elde edebilirler. Okul yöneticileri, ögrencilerin,
ögrenci-ögretmen is birliginin sürekli gelistirilmesi sonucunda potansiyellerinin
tümünü degerlendirebilmeleri için uygun ortami yaratmak zorundalar.
Eger bir okul sahibi veya yöneticisi, okulundaki bir toplam kalite degisimi
sürecine girmeyi plânliyorsa, degisik yöntemler deneyebilir. Önemli
olan konu; ögrencilerin gereksinimleri ve istekleri dogrultusunda okulun
kapasitesini, olanaklarini ve sartlarini en iyi sekilde kullanip degerlendirmektir.
Dogal olarak, degisim süreci baslatilirken toplumun istekleri ve gereksinimleri,
kültürü, tarihi, nüfus ve sosyo-ekonomik kosullari, egilimleri ve degerleri
baz alinmalidir.
Yukarda sayilan nedenlerden dolayi, okul müdürü ve okul yönetimi, kalite
okullarinin gerektirdigi degisim eylemini baslatmak ve sürdürmek görevinin
bas oyunculari. Yolculuk asla bitmeyecegi için, okulu daha iyiye yöneltme
yolunda yöneticilere verilecek destegin hiç bitmemesi gerekiyor.
Tannenbaum ve Schmidt, güçlü, kaliteli liderligini su kriterlerle açiklamislardir:
• Meslek hakkinda yeni degerlere ulasma
• Okula hâkim olan kültürel degerleri tartisma
• Degisime olan direnci yok etme, degisim karsisindaki kaygiyi yok etme
• Okulun meslek modelinde üstlendigi degerleri ortaya çikarma
• Bireylerin birbirlerine karsi ve örgüte karsi olan olumsuz görüslerini
degistirebilme
• Üyelerin, cesaret, kendine güven ve yeni becerilere sahip olmalarini
saglama
• Yeterlilikleri ortaya çikarmada yardim etme
• Beklentilere önem verme
• Etkili iletisim
• Vizyon sahibi olma
• Okul gelisimine odaklanma
• Bireylerin çabalarini koordine etmek için yönetsel yeterlilik
• Okulu kültürünün bir parçasi hâline gelme
• Ögretmenlerin ait olma duygusunu gelistirme
• Esnek karar vermeyi ögrenme
• Ögretmenler arasindaki iliskide kaliteyi gelistirme
STRATEJIK KALITE YÖNETIMI
Stratejik plânlama, uzun vadede gerçeklestirilmesi umulan önceliklerin
ve kurumdaki degisim odaklarinin akilci bir sekilde formüle edilmesine
yarar. Stratejisiz bir kurum; gelistikçe ortaya çikan firsatlari degerlendirmekten
yoksun kalir.
Stratejik plânlamanin esas önemi, yöneticinin dikkatini günlük sorunlardan
uzaklastirip, kurumun ana hedeflerini yeniden kontrol etmeye ve müsterilerle
olan iliskilere yönlendirmesidir.
Stratejik plânlama sürecine girildiginde, felsefeden pratige gitmek
mantikli gibi görünse de özel bir faaliyet siralamasi yoktur. Yine de
gelecegi sistemli bir yaklasimla plânlamak önemlidir. Misyon ve vizyonun
gelisimini saglayacak stratejiyi, çesitli müsteri gruplariyla beraber
ve onlarin beklentilerine dayali politika ve plânlarda olusturmakta
büyük yarar var.
Vizyon, misyon ve degerler
Çogu kuruluslar vizyon, misyon, degerler ve hedefleri ayri ayri belirtirler.
Bunu da ne tür bir kurum olduklarini açiklamak ve nereye dogru yol aldiklarini
belirlemek amaciyla yaparlar.
Vizyon: Kurumun hedefledigi amaci ve ne için çalistigini yansitir. Vizyon
cümlesi kisa ve dolaysiz olmali ve kurumun kesin hedefini isaret etmelidir.
Misyon: Misyon cümlesi vizyonla çok iliskili olup, içinde bulunulan
an ve gelecek günler için belirli bir yön çizer ve kurumun diger benzer
kurumlarindan farkini belirtir. Günümüzde kalite yolculuguna niyetlenen
egitim kurumlari iyi yazilmis misyon cümleleri gelistiriyorlar. Egitim
kurumlarinda misyonun önceden belirlenip sonradan pratige uyarlanisi
pek benimsenmiyor. Aslinda önemli olan misyonun, kurumun yararina degerlendirilebilecek
firsatlari yaratici hareket plânlarina çevirebilmesi. Misyon cümlelerinde
bunu belirttikleri takdirde basari sanslarinin fazla iddiali olmaktan
dolayi düseceginden korkuyorlar.
Yine de misyon, iyi formüle edilmis uzun vadeli kalite stratejisi ile
destekleniyorsa, bunu misyon cümlesinde belirtilmesi gerektigine de
inaniyorlar.
Sallis’e (1996;108) göre asagidaki hususlara dikkat edilirse misyon
cümleleri daha kolay yaziliyor:
1. Misyon cümleleri akilda kolay kalabilmeli.
2. Aktarimi kolay olmali.
3. Is veya hizmetin yapisi açikca belirtilmeli.
4. Kalite gelisiminde kararli olmali.
5. Kurumun uzun vadedeki amaçlarinin bir dökümü olmali.
6. Müsteri odakli olmali.
7. Esnek olmali.
Degerler: Bir kurumun degerleri, misyonun ve vizyonunun gerçeklestirme
amaciyla ve onlara bagli olarak hareket ettigi prensiplerdir (Sallis,
1996). Kurumun inanç ve amaçlarini ifade eder. Misyon cümlesinde oldugu
gibi kisa, hatirlanmasi ve aktarilmasi kolay, kuruma yön veren, müsteri
ve tedarikçilerin ortak sesi olabilecek cümlelerdir.
Bir okul degerlerini belirlerken asagidaki noktalara deginebilir:
1. Bizin için önce ögrencilerimiz gelir.
2. Meslekî yogunlasma ve deneyimin en üst düzeyinde çalisiyoruz.
3. Ekip çalismasi yapiyoruz.
4. Sürekli gelisimde kararliyiz.
5. Herkes için firsat esitligini garanti ediyoruz.
6. Mümkün olan en yüksek kalite düzeyinde hizmet verecegiz.
Hedefler: Bir kez misyon, vizyon ve degerler oturtuldu mu, geriye bu
noktalarin ölçülebilir amaçlara çevrilmesi kalir. Hedeflerin gerçeklestirilebilir
ve basarilabilir nitelikte olmasi gereklidir.
SWOT ANALIZI
( Strengths, Weannesses, Opportunities and Threats)
Egitimde stratejik plânlamanin en yaygin kullanilan araçlarindan biri
olan SWOT analiz, kurum potansiyelini saptamada en geçerli yöntemlerden
biridir. SWOT analizi iki ana bölümde yapilabilir:
1. Kurum performansina yogunlasan iç analiz
2. Çevresel Analiz
Üstün ve zayif yönlerin ayrimlastirilma çalismalari sirasinda kurumun
nasil etkin bir sekilde çalistigini belirleyen; iç analizdir. Firsat
ve tehlikelerin tespiti ise kurumun çalismasini etkileyen dis çevreden
gelen, çevresel etkenlerle ilgilidir. SWOT analizi dört önemli konuda
çalisma yapmayi amaçlar:
1. Üstün yanlar
2. Zayif yanlar
3. Firsatlar
4. Tehdit veya tehlikeler
Bu çalismanin amaci; kurumun güçlü yanlarini arttirmak veya güçlendirmek,
zayif yönlerini ise en aza indirgemek, okulu tehdit eden tehlikeleri
azaltip, yeni olanak ve firsatlar yaratmaya çalismaktir.
SWOT çalismasi, müsteri gereksinimleri ve kurumun içinde bulundugu rekabet
ortamina odaklanarak daha etkin hâle getirilebilir.
GÜÇLÜ NOKTALAR ZAYIF NOKTALAR
• Iyi bir kayit sistemi
• Istekli yönetici ekibi
• Mükemmel sinav sonuçlari
• Güçlü resim, müzik ve drama bölümleri
• Güçlü bir veli destegi
• Morali yüksek ögretim kadrosu
• Destekleyici üst egitim liderleri • Kötü donanimli, eski bir okul
binasi
• Yüksek yas ortalamali kadro
• Yetersiz bütçe
• Oto park sikintisi
• Yetersiz spor tesisleri
FIRSATLAR TEHLIKELER
• Sporda basari arttirilabilecek
• yeni bir yapilanmaya girme heyecani
• Kadroyu genisletme olanagi
• Yeni kurulus fonlarini elde etme olanagi
• Mevcut sektör potansiyeli • Kimligini, gücünü ve ününü kaybetme riski
• Erken emekli olacak deneyimli ögretmenleri kaybetme
• Diger kurumlarin daha basarili olmasi
• Destek veren politikaci veya is adamlarinin destegini kaybetme riski
Başa Dön